Yükleniyor

0

yalova-film-festivali-logo

Cargo

Savaştan, siyasi zulümden, cinsiyet ayrımcılığından ve ırkçılıktan kaçan farklı ülkelerden gelen göçmenler, acilen başka bir ülkeye kaçmak için yola çıkarlar. İnsan kaçakçısıyla anlaşırlar ve kaçakçı onları yasadışı yollarla ve hemen başka bir ülkeye götürmeyi taahhüt eder. Bu görüşme, devasa kargo kutularının bulunduğu ıssız bir hangarda gerçekleşir. İnsan kaçakçısı, kutularda bir bıçakla göz hizasında delikler açar ve göçmenleri bu kutuları sırtlarında taşımaya zorlar. Bu, sırtında bir kaya taşımaya mahkûm edilen Sisifos efsanesindeki cezaya benzer. Göçmenler kısa süre sonra kutuları taşımaya başlarlar; bu kutuların içinde hapsolurlar ve hatta mezarları bile olabilirler. Bu distopik dünyada her şey karanlık ve korkunçtur. İnsan kaçakçısı, göçmenleri bilezik ve yüzük gibi değerli mücevherlerini teslim etmeye zorlar. Onları iterek kutuların içine sokar. Kutulardaki göz hizasındaki küçük deliklerden göçmenler dış dünyayla iletişim kurmayı ve düştükleri korkunç tuzağın farkına varmayı başarırlar. Özgürlük arayışındayken bir tuzağa yakalanmışlardır. Bu an, dans ve beden diliyle ifade edilir. Kutuların içinde sıkışıp kalan göçmenler, çaresizce ve telaşla çevrelerini gözlemlerler. Kahraman, geçmişini hatırlamaya başlar: Bir zamanlar nasıl güzel bir hayat yaşadıklarını, memleketlerindeki bir savaşta çocuklarını kaybettiklerini ve mezarlarında nasıl umutsuz hissettiklerini. Her göçmen, "daha iyi bir yaşam" ve özgürlük arayışıyla bu yolculuğa çıkmıştır. Süreç boyunca deneyimleri, dans aracılığıyla sanatsal bir şekilde ifade edilir. Bekleyişin son aşamasında, hepsi isyan eder ve özgürlükleri için savaşarak, kapana kısıldıkları kutuları parçalamaya karar verirler. Sonsuz özgürlük arayışlarında, şimdi kaçmak için bu kutuları parçalamak zorundadırlar.Migrants from different countries, fleeing war, political persecution, gender discrimination, and racism, urgently set out to escape to another country. They make an agreement with a human trafficker, who promises to take them illegally and immediately to another country. This meeting takes place in a deserted hangar, where there are massive cargo boxes. The human trafficker cuts eye-level holes in the boxes with a knife and forces the migrants to carry these boxes on their backs. This is similar to the punishment in the Greek myth of Sisyphus, who was condemned to carry a boulder on his back. The migrants soon begin to carry the boxes, which they will later be trapped inside, and which may even become their graves. In this dystopian world, everything is dark and terrifying. The human trafficker forces the migrants to hand over their valuable jewelry, such as bracelets and rings. He pushes and shoves them into the boxes. Through small holes at eye level in the boxes, the migrants manage to communicate with the outside world and realize the horrific trap they have fallen into. They have been caught in a trap after seeking freedom. This moment is expressed through dance and body language. Trapped inside the boxes, the migrants helplessly and frantically observe their surroundings. The protagonist begins to remember their past: how they once had a beautiful life, lost their child in a war in their homeland, and felt hopeless at their grave. Each migrant embarked on this journey in search of a "better life" and freedom. Throughout the process, their experiences are expressed artistically through dance. At the final stage of waiting, they all rebel and decide to tear open the boxes they are trapped in, fighting for their freedom. In their endless search for freedom, now they must rip apart these boxes to escape.